İSTANBUL SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR KENT DEĞİL

Tarih: 06/10/2019

 

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Mimarlık, Tasarım ve Güzel Sanatlar Fakültesi ve Tasarım Atölyesi- Kadıköy işbirliğinde,  Kadıköy Belediyesi’nin de katkılarıyla düzenlenen Kentsizleşme Tasarım Atölyesi’nin (De-Urban Design Studio) ; ‘İstanbul’u Kentsizleştirme’ çalışmasının raporu yayımlandı.

Haziran – Temmuz aylarında düzenlenen ve Kadıköy-Kurbağalıdere çevresi özelinde çalışılan proje kapsamında, İstanbul’un mevcut durum analizi ve çözüm önerileri sıralandı.

Girne Amerikan Üniversitesi Mimarlık, Tasarım ve Güzel Sanatlar Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Hossein Sadri ve Doç. Dr. Senem Zeybekoğlu’nun yürütücülüğünde hayata geçirilen projede, İstanbul’a ilişkin yapılan saptamaların; İstanbul’un sosyal ve ekolojik yapısının analizi, mevcut kentleşmenin yan ürünleri olarak endüstriyel tarım, petrol bağımlılığı, kirlilik, iklim krizi, yoksullaşma, göç ve sosyal çatışmalar gibi sorunları beraberinde getirdiği sonucu ortaya çıktı.

Doç. Dr. Sadri konuyla ilgili yapmış olduğu değerlendirmesinde;

“İstanbul’un mevcut sosyal ve ekonomik durumu, başta Türkiye olmak üzere, dünyanın birçok kentinin fakirleşmesine neden olan insan, bilgi ve sermayenin göçüyle oluşmaktadır. Bu durum, giderek  kentte yaşayanlar  arasında sosyal adaletsizliğin artmasına, az gelirli ve incinebilir grupların yaşamının zorlaşmasına sebep olmakta ve ekolojik yıkımı beraberinde getirmektedir. Tüm bu sebeplerden dolayı da, mevcut durum kabul edilebilir ve sürdürülebilir değildir.”

 

ÖNERİLER SUNULDU

Türkiye’nin eşitsizlik, yoksulluk, evsizlik ve bir çok sosyal sorununun merkezi olmasına ek olarak ekolojik açıdan da yıkımın merkezi olarak tanımlanan kentin ‘yaşanabilir’ bir hale gelmesi için geliştirilen öneriler sunuldu.

Sadri açıklamasının devamında ise şunları söyledi;

“Doğayı ve içindeki tüm canlıları dikkate alacak insan+ bir vizyon geliştirilmesi, bu kapsamda 3000 km2’lik bir alanın insan yerleşkeleri ve faaliyetlerinden tamamen arındırılması, Yaban hayatının yaşamının bütüncül korunması için denizlerdeki zararlı faaliyetlerin durdurularak, temizlenmesi ve restore edilmesi, derelerin restorasyonu ve kendi kendine yeten, dış kaynaklardan özellikle fosil yakıtlardan bağımsız ve sosyal sömürü ve adaletsizliklerden arınmış; topluluk halinde ve mahalle ölçeğinde bir yaşam kurgulanması gerekmektedir.”

İstanbul Türkiye’yi Sömürüyor

 

Mevcut durum analizi TÜİK tarafından yapılan açıklamaya göre saptandı. İstanbul, Türkiye’nin %0.6 yüzölçümünü kapladığı halde %19 nüfusuna yani ortalama yoğunluğun 31 kat daha fazlasına sahiptir. Bu yoğunluk, kentin içinde yaşayanların ihtiyaçlarını karşılama konusunda fazlasıyla dış kaynaklara bağımlı olmasına; olası afetler ve krizler karşısında dayanıksız ve kırılgan olmasına ve enerji tüketimi konusunda çok yüksek karbon ayak izine sahip olmasına sebep olmaktadır. Buna bir örnek olarak; yıl boyu ürettiği elektriği 11 günde tüketen İstanbul, elektrik ihtiyacının %70’ini dışarıdan temin etmektedir. Daha da vahim olan, bir günlük gıdasını üretebilen İstanbul, 364 günlük gıda ihtiyacını, Türkiye ve dünyanın birçok yerinden sağlamakta ve bu ihtiyacını ortalama 1000 km uzaktan karşılamaktadır. İstanbul, insan sermayesinde de tamamıyla dışa bağımlı bir şehirdir. TÜİK ADNKS verilerine göre; İstanbul’da yaşayan nüfusun sadece %14.6’sı İstanbul’da nüfusa kayıtlı bulunmaktadır.

 

Üç Nesli Kapsayan Bir Değişim Fikri Gerekli

“Mevcut reformcu çalışmalar yetersiz kalmakta ve esas sorunları çözmemekte. Bu durumun devam etmesi de; evsizlik, açlık, yoksulluk ve sömürünün giderek daha fazla sayıda insanı etkisi altına alma riskini getirmektedir. Radikal bir değişimin gerçekleşmemesi halinde, kentin birçok yerinde sosyal ve ekolojik anlamda çöküş yaşanacaktır. Bu radikal dönüşümü sağlamak ve bozulmuş olan ekolojik ve toplumsal yapının restorasyon stratejilerini oluşturmak amacıyla öncelikle çok uzun vadeli bir vizyona gereksinim vardır. Nesiller ötesi kaygılarla oluşturulması gereken bu vizyonun tamamıyla bilimsel verilerden hareketle; ekolojik ve sosyal dayanıklılığa sahip, çevre ve tüm diğer canlıların yaşamlarını destekleyici ve canlandırıcı amaç güden, insan sömürüsü içermeyen, medeniyetimizin eriştiği hak ve özgürlükler gibi evrensel ideallerine uygun düşünülmesi gerekmektedir. Bu vizyon büyüme karşıtı bir hareketin başlamasını destekleyici argümanlar içermektedir. Ancak bu karşıtlığın kısa vadede sürdürülebilir büyüme gibi öteki büyüme çalışmalarını hareketlendirmesi; 30 yıl içinde, yani yaklaşık bir nesil sonra  büyümemeyi ve 2. nesil sonunda ise  geri-büyümeyi hedeflemesi gerekmektedir. 3. nesilde ise büyümesiz ve sürdürülebilir bir durumu elde etmeye çalışmalıdır.”




GAU American College GAU Research Marine GAU SEM GAU Marine GAU INTEB


İletişim