GAÜ AKADEMİSYENİ ÖNDER, BM GÜVENLİK KONSEYİ’NİN YAPISI İLE İLGİLİ AÇIKLAMADA BULUNDU

Haberler

GAÜ'DEN

GAÜ AKADEMİSYENİ ÖNDER, BM GÜVENLİK KONSEYİ’NİN YAPISI İLE İLGİLİ AÇIKLAMADA BULUNDU

Girne Amerikan Üniversitesi (GAÜ) Siyasal Bilgiler Fakültesi Öğretim Üyesi Dr. Ersoy Önder, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin yapısı ile ilgili açıklamada bulundu.

Dr. Ersoy Önder, küresel düzeyde en etkili uluslararası örgüt olan Birleşmiş Milletlerin temel amacının, uluslararası barış ve güvenliği sağlamak olduğunu söyledi. Birleşmiş Milletler’in kuruluşundan bugüne kadar, uluslararası barış ve güvenliği sağlayabilme gücünün her daim sorgulandığını ifade eden Önder, örgütün; dünyanın en büyük ve kapsamlı örgütlenmesi olarak varlığını sürdürmekte olduğunu belirtti.

Dr. Önder açıklmasının devamında ise şunlara değindi;

“Örgütün kurulduğu tarihten bu yana dünyadaki siyasi dengelerde değişiklikler olmasına rağmen, yapısında herhangi bir değişikliğe gidilememesi çok daha fazla sorgulanır hale gelmiştir. Uluslararası barış ve güvenliği etkileyebilecek yeni güç odaklarının oluşması, örgütün yapı ve işleyişinin yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulduğunu göstermektedir. Özellikle Güvenlik Konseyi, daimi üyelik statüsü ve veto hakkı eleştiri konusu olmakta. Veto hakkına sahip beş daimi üyenin kendi çıkarları doğrultusunda kullandıkları vetolar sebebiyle, Birleşmiş Milletler’in karar alma süreçlerinde tıkanıklar yaşanmaktadır. En temel görevi barışa yönelik tehditleri ve savaşları önlemek olan Birleşmiş Milletler’in, bu kapsamda daha etkin rol alabilmesi için bazı yapısal değişikliklere gitmesi şarttır.”

“Libya eski lideri Kaddafi‘nin 28 Eylül 2009’da Birleşmiş Milletler (BM)`de, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi (BMGK) daimi üyelerine karşı söylediği “DÜNYA BEŞTEN BÜYÜKTÜR” ifadesi, Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan tarafından da birçok defa dile getirilmiştir. Uluslararası mevcut düzenin, hak ve adalet terazisi üzerine değil, 2’nci Dünya Savaşını kazanan devletlerin menfaatleri üzerine kurulu olduğu görülmektedir. Oysaki dünya düzeni; 2’nci Dünya Savaşından sonraki düzen değildir. Yeni dünya düzeninde, kaynakların daha adil paylaşılması, güçlü ülkelerin sadece kendi menfaatleri doğrultusunda değil, insanlığın ve diğer ülkelerin de menfaatleri doğrultusunda hareket etmeleri gerekmektedir. Beşlinin en güçlüsü ABD’nin bile “Ben yaptım, oldu.” tarzı politikaları artık diğer devletlerce kabul görmemekte. Dünya kaotik bir duruma sürüklenmekte ve BM etkinliğini git gide kaybetmeye başlamaktadır.”

“2’nci Dünya Savaşı’na engel olamayan Milletler Cemiyeti’nin yıkılma süreç ve sebebi iyi okunmalı. BM‘nin etkinliğinin azalmasının, olası bir 3’üncü Dünya Savaşı’na sebep olabileceği akıllardan çıkarılmamalıdır. BM ve Güvenlik konseyinin şimdiki yapısı, soğuk savaş döneminin dünya üzerindeki olumsuz etki ve şartlarının bir sonucu olarak bugüne kadar süre gelmiştir. Bu yapılanma ne yazık ki günümüz şartları, gerçekleri ve konumuyla kesinlikle bağdaşmamaktadır. Başta ABD olmak üzere, BMGK Daimi Üyeleri, BM`nin bugünkü konumunun devam etmesini ve yapısında her hangi bir değişikliğe gidilmesini istememektedirler. BM güvenlik konseyinde daha etkili rol almak isteyen, Güvenlik konseyi daimi üyesi olmayan birçok ülke ise, sadece beş ülkenin veto hakkına sahip olmasına şiddetle karşı çıkmakta ve mevcut yapının değiştirilmesini istemektedirler. BM üyesi ülkelerin önemli bir bölümünün, bugünkü mevcut yapının değiştirilmesinden yana oldukları görülmektedir. BM Güvenlik konseyinin bugünkü mevcut yapısı, dünyanın birçok bölgesinden kalıcı temsilci bulunmamasına sebep olmaktadır. Örneğin; 53 ülkeden oluşan Afrika kıtası bu konseyde temsil edilmezken, 56 ülkeye sahip olan Asya ve Okyanusya bölgeleri sadece Çin ile temsil edilmektedir. 48 ülkesi bulunan Avrupa`nın bu konseyde üç daimi üyesi bulunmaktadır. Amerika da kendi kıtasının daimi tek temsilcisi konumundadır.”

“Dünya enerjisinin önemli bir bölümünü temin eden OPEC üyesi ülkeler, dünya genel nüfusunun bir milyar 700 milyonluk kesimini oluşturan İslam ülkeleri ve 3’üncü dünya ülkeleri de güvenlik konseyinde daimi kürsüden mahrumdurlar. İslam ülkeleri bu konuda ciddi taleplerde bulunmalarına rağmen, bu mesele hep göz ardı edilmiştir. Bu kapsamda, BM’lerin dünya barışının sağlanmasında daha etkin rol alabilmesi için;

1. BMGK karar alma sürecinde, daimi üyelere verilen “Veto yetkisi” hakkının ya tamamen ya da önceden tespit edilmiş, insan hayatının söz konusu olduğu acil durumlar için kaldırılmasının,

2. BMGK yapısının yeniden ele alınması çerçevesinde, özellikle kıtasal coğrafi durumun dikkate alınması, öne çıkan bazı ülkelerin beşliye ek olarak daimi üye olarak belirlenmesinin; beşli yapı yerine, yedili, dokuzlu veya on birli yapının oluşturulmasının ve kararların veto yetkisi olmaksızın oy birliği veya oy çokluğu ile alınabilmesinin,

3. BMGK daimi üyesi olmayan ancak diğer ülkeler nezdinde uluslararası etkinliği olan Almanya, Japonya, Hindistan, Kanada, Pakistan, Yeni Zelanda, Brezilya, Türkiye, Nijerya gibi ülkelerin, BMGK daimi üyeliği yapısının değiştirilmesi ile ilgili çaba ve politikalarını arttırmalarının,

4. BMGK daimi üyesi olmayan, ancak ilerde yapılacak düzenlemede daimi üye olma ihtimali olan bu ülkelerin, başta Türkiye olmak üzere, eksikliklerini giderecek, en azından beşli ile aynı seviyelere gelecek politikalar üretmelerinin,

5. BMGK’nin, kıta içi sorunların çözümünde görev alacak şekilde, alt Kıta Güvenlik Konseylerinin oluşturulmasının, sorunlara öncelikle bu alt konseyde çözümler bulunmasının, bulunamadığı takdirde BMGK’nin devreye girmesinin,

6. BMGK daimi üyelerinin veto hakkından vazgeçmeme ve konseyin yapısında herhangi bir değişikliğe gitmemeleri durumunda, özellikle belli kriterlerde başat rol oynayan diğer ülkelerin, BM’den ayrılmak da dahil olmak üzere, alternatif politikalar geliştirmelerinin ve gerekirse daha insani, barışçıl, adil ve etkin yeni bir uluslararası örgüt kurulmasına ön ayak olmalarının uygun olacağı değerlendirilmektedir."